CIO Insight / Uğur Serkan Taşkın

Advisory Board Spotlight

Uğur Serkan Taşkın
CTO, Deputy General Manager R&D and IT
Koçtaş
Advisory Board Spotlight

Yapay zekâ ile birlikte teknoloji artık yalnızca operasyonları destekleyen bir fonksiyon değil, iş modellerini yeniden şekillendiren stratejik bir güç haline geldi. Önümüzdeki dönemde başarılı kurumlar; veriyi etkin kullanan, müşteri deneyimini kişiselleştiren ve karar mekanizmalarını yapay zekâ ile güçlendiren organizasyonlar olacak. CIO’ların en kritik görevi ise teknolojiyi iş hedefleriyle bütünleştirerek sürdürülebilir büyümeyi ve kurumsal çevikliği mümkün kılan dönüşüme liderlik etmektir.

CIO Insight / Serdar Dilmen

Advisory Board Spotlight

Serdar Dilmen
CIO
DHL
Advisory Board Spotlight

Dijitalleşme hızlandıkça CIO’nun rolü teknoloji yönetmekten çok daha fazlasına dönüşüyor. Geleceğin CIO’su değişimin mimarı, müşteri deneyiminin koruyucusu, veri demokrasisinin savunucusu ve organizasyonel dayanıklılığın lideri olacak. Yapay zekâdan siber güvenliğe kadar asıl farkı, doğru teknolojiyi iş stratejisiyle buluşturma yeteneği yaratacak. Bunun için teknik uzmanlık kadar empati, iletişim, diplomasi ve iş bilgisi de kritik. Kısacası CIO, gelecekte önce bir iş lideri, ardından teknoloji lideri olarak konumlanacak. Başarı, platformları değil insanları, veriyi ve ortak amacı birleştirmekten geçecek.

CIO Insight / Altuğ Soydan

Advisory Board Spotlight

Altuğ Soydan
IT & Digital Transformation Director
Otokar Otomotiv
Advisory Board Spotlight

geçirilemeyeceğini değerlendirirken en önemli kriterlerden biri geliştirme süresiydi. Aylar, hatta yıllar sürebilecek projeler doğal olarak daha fazla sorgulanıyordu. Bugün yapay zekâ destekli yazılım geliştirme bu denklemi kökten değiştiriyor. Geliştirme süreleri dramatik biçimde kısalırken, daha önce ekonomik veya teknik olarak anlamlı görünmeyen pek çok fikir artık uygulanabilir hale geliyor.
Ancak Asıl dönüşüm, yazılım geliştirme yeteneğinin demokratikleşmesi.
Teknoloji üretme gücü giderek yalnızca BT ekiplerinin sahip olduğu bir yetenek olmaktan çıkıyor. Çalışanlarımız, doğru platformlar ve yapay zekâ araçlarıyla kendi süreçlerini dijitalleştirebilecek noktaya geliyor. Bu nedenle klasik “iş birimi talep eder, BT geliştirir” yaklaşımının yerini, iş birimi ile BT’nin birlikte ürettiği yeni bir teknoloji modeli almak zorunda.

CIO Insight / Hakan Cem Topal

Advisory Board Spotlight

Hakan Cem Topal
IT Director
Saya Holding
Advisory Board Spotlight

Kurumsal teknolojide her yeni dönüşüm dalgası bana aynı cümleyi hatırlatıyor: “Bu filmi görmüştüm ben.” ERP, dijital dönüşüm ve KVKK süreçlerinde olduğu gibi, yapay zekâ çalışmalarında da BT ekiplerinin aktif rol alması başarının temelini oluşturuyor. ERP, CRM, iş akışı ve doküman yönetimi gibi sistemlerde oluşan kurumsal verinin yapay zekâ ile güvenli ve doğru biçimde buluşturulması; güçlü entegrasyonlar, sağlam bir mimari ve doğru yönetişimle mümkün oluyor. BT ekipleri bu yapının güvenli, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir şekilde kurulmasını sağlarken, iş birimleri de süreç bilgileri ve ihtiyaçlarıyla dönüşüme yön veriyor. Teknoloji ekipleri ile iş birimlerinin aynı hedef doğrultusunda birlikte çalışması, yapay zekâyı kurumsal dönüşümün ve kalıcı değer üretiminin en önemli güçlerinden biri hâline getiriyor.

CIO Insight / Evren Ayorak

Advisory Board Spotlight

Evren Ayorak
CIO
Allianz Türkiye
Advisory Board Spotlight

Yapay zeka çağında teknoloji artık tek başına belirleyici bir güç değil; veriden ne kadar hızlı anlam çıkarabildiğiniz ve onu değere dönüştürebildiğiniz asıl farkı yaratıyor. Çünkü veri, ancak doğru sorularla beslendiğinde, doğru kararlarla harekete geçirildiğinde potansiyelden değere, değerden de sürdürülebilir bir güce dönüşüyor. İşte tam bu noktada yapay zeka ile değer üretme yolculuğu başlıyor.
Bu vizyonla Allianz Türkiye’de yıllar önce hayata geçirdiğimiz, teknolojiyi merkeze alan çalışma modeli, bugün yapay zekayı iş süreçlerinin DNA’sına entegre eden bir olgunluğa evrildi. Yalnızca kendi organizasyonumuzu değil, tüm ekosistemin dönüşüm yolculuğunu da şekillendiren bu yaklaşım; veriyi okuyan, yorumlayan ve somut iş değerine dönüştüren bir örnek haline geldi.
Bugün teknoloji liderliğinin sınırları yeniden tanımlanıyor: CIO’nun görevi artık yalnızca teknolojiyi yönetmek değil; yapay zeka ile değer üretme yolculuğuna öncülük etmek, kurumun gelecekte nasıl çalışacağını, nasıl karar alacağını ve nasıl büyüyeceğini tasarlamak.

CIO Insight / Özgür Armağan

Advisory Board Spotlight

Özgür Armağan
CIO
İntegral Yatırım Menkul Değerler
Advisory Board Spotlight

Yapay zekanın önümüzdeki dönemde CIO gündeminin merkezinde yer alacağına inanıyorum. Finans sektöründe yapay zekayı yalnızca içerik üretimi veya bir asistan teknolojisi olarak değil; karar destek, operasyonel otomasyon, veri analizi ve iş süreçlerinin uçtan uca yönetilmesini sağlayan stratejik bir yetkinlik olarak konumlandırıyoruz. İntegral Yatırım’da geliştirdiğimiz yapay zeka destekli kurumsal asistan, otomatik finansal bülten üretimi ve insansız vade değişim orkestrasyonu gibi projelerle çalışan verimliliğini artırırken hata riskini azaltmayı, müşteri deneyimini geliştirmeyi ve ölçülebilir iş değeri yaratmayı hedefliyoruz. CIO’ların önceliğinin; yapay zekayı güvenli, denetlenebilir, mevzuata uyumlu ve kurumun kendi verisiyle beslenen bir yapıda iş süreçlerine entegre etmek olması gerektiğini düşünüyorum. Gelecekte fark yaratacak kurumlar, yapay zekayı yalnızca kullananlar değil, onu sürdürülebilir ve ölçeklenebilir bir iş modeline dönüştürebilenler olacaktır.

CIO Insight / Aykut Işık

Advisory Board Spotlight

Aykut Işık
CIO
Çelik Motor/Anadolu Motor
Advisory Board Spotlight

Özellikle otomotiv, mobilite ve üretim gibi fiziksel operasyonlarla dijital dünyanın giderek daha fazla iç içe geçtiği sektörlerde, teknoloji liderleri için önümüzdeki dönemin en önemli gündeminin inovasyon hızı ile kurumsal sürdürülebilirlik arasında doğru dengeyi kurmak olacağını düşünüyorum. AI, otomasyon, veri ve platform teknolojileri; üretimden satışa, satış sonrası hizmetlerden mobilite deneyimine kadar değer zincirinin tamamını yeniden şekillendiriyor. Bu potansiyelin kalıcı değere dönüşmesi ise güçlü veri temelleri, entegre mimariler, siber güvenlik ve doğru yönetişim gerektiriyor. CIO’ların temel sorumluluğu, teknolojiyi tekil projeler olmaktan çıkararak operasyonel mükemmelliği, yeni iş modellerini ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen bütünsel bir dönüşüm mimarisine dönüştürmek olacaktır.

CIO Insight / Özgür Korkmaz

CIO Spotlight

Özgür Korkmaz
IT Director
Uludağ İçecek
CIO Spotlight

Yapay zeka, kurumların gündemindeki en önemli başlıklardan biri olsa da yalnızca kullanmış olmak için kullanılması gerçek bir dönüşüm yaratmıyor. Başlangıç noktası “Yapay zekayla ne yapabiliriz?” sorusu değil; çözmek istediğimiz iş problemi, değerlendirmek istediğimiz fırsat ve üretmeyi hedeflediğimiz değer olmalı. Doğru kullanım senaryosu belirlendikten sonra yapay zeka, bu hedefe ulaşmayı sağlayan güçlü bir araç olarak konumlandırılabilir. Doğru ve tutarlı veri, optimize edilmiş süreçler, güçlü entegrasyonlar ve etkin yönetişimle desteklenen yapay zeka; doğru kararları hızlandıran, verimliliği artıran ve güvenli biçimde sürdürülebilir değer üreten güçlü bir araca dönüşür. Başarı; stratejik yönlendirme, iş birimlerinin süreç sahipliği ve BT’nin teknolojik yetkinliklerinin birlikte çalışmasıyla mümkündür. CIO’ların temel rolünün, popüler teknoloji başlıklarını takip etmenin ötesine geçerek gerçek iş ihtiyaçlarını doğru teknolojiyle güvenli, ölçeklenebilir ve ölçülebilir değere dönüştürmek olduğuna inanıyorum.

CIO Insight / Kaan Konak

Advisory Board Spotlight

Kaan Konak
CIO
Aksigorta
Advisory Board Spotlight

Bugün CIO’ların gündemi yalnızca yeni teknolojileri hayata geçirmek değil; yapay zekâyı, veriyi ve siber güvenliği iş stratejisinin ayrılmaz bir parçası haline getirmektir. Özellikle üretken ve ajan tabanlı yapay zekâ, kurumların çalışma biçimini yeniden şekillendirirken; başarıyı belirleyen unsur teknoloji yatırımlarının büyüklüğü değil, bu yatırımların ölçülebilir iş değerine dönüşebilmesidir. Bugün CIO’ların gündemi yalnızca yeni teknolojileri hayata geçirmek değil; yapay zekâyı, veriyi ve siber güvenliği iş stratejisinin ayrılmaz bir parçası haline getirmektir. Özellikle üretken ve ajan tabanlı yapay zekâ, kurumların çalışma biçimini yeniden şekillendirirken; başarıyı belirleyen unsur teknoloji yatırımlarının büyüklüğü değil, bu yatırımların ölçülebilir iş değerine dönüşebilmesidir.

CISO Insight / İlkay Aygün

Partner Spotlight

İlkay Aygün
Chief Commercial Officer
VAS

Partner Spotlight

Yapay Zekâ: Gerçek Bir Devrim mi, Yoksa Bir Balon mu?

OpenAI’ın ChatGPT’yi Kasım 2022’de ücretsiz bir araştırma ön izlemesi olarak ilk kez kamuoyuna duyurduğu zamanı hatırlıyorum. Sonrasında yaşananlar, yalnızca yeni bir teknolojinin piyasaya sunulması değil, yapay zekânın benimsenmesinde olağanüstü bir hızlanmanın başlangıcı oldu. Dört yıldan kısa bir süre içerisinde yapay zekâ, büyük ölçüde araştırmacılar ve teknoloji şirketleri tarafından tartışılan uzmanlaşmış bir teknoloji olmaktan çıkarak günlük rutinlerimizin, çalışma hayatımızın ve karar alma süreçlerimizin bir parçası hâline geldi. Kurumlar açısından ise organizasyonlar, yapay zekâyı mümkün olduğunca hızlı bir şekilde entegre etmek; verimlilik artışı, operasyonel etkinlik, inovasyon ve nihayetinde rekabet avantajı elde etmek amacıyla bir yarışa girmiş durumda.

Belki de daha az öngörülen konu, bu dönüşümü desteklemek için gereken yatırımın olağanüstü boyutlara ulaşmasıydı. Yapay zekâ devrimi yalnızca yazılım dünyasında gerçekleşmiyor. Bunun yanında hiper ölçekli veri merkezleri, GPU’lar, yüksek bant genişlikli bellekler, ağ ekipmanları, depolama sistemleri ve giderek artan elektrik üretimi ile şebeke kapasitesini içeren fiziksel altyapının da benzeri görülmemiş ölçekte genişletilmesini gerektiriyor. Hiper ölçekli bulut sağlayıcıları yapay zekâ altyapısına yönelik yatırımlarını hızlandırdıkça, kritik bileşenlere olan talep de ciddi şekilde artıyor. Bu durum teknoloji tedarik zincirinin tamamı üzerinde önemli bir baskı oluştururken, altyapı yatırımlarının nihayetinde sürdürülebilir ekonomik getirilerle karşılanıp karşılanamayacağı sorusunu da gündeme getiriyor.

Bu noktada yatırımcıların, ekonomistlerin ve teknoloji liderlerinin karşı karşıya olduğu temel soru ortaya çıkıyor: Yapay zekâ gerçek bir teknolojik devrim mi, yoksa devasa bir spekülatif balona mı tanıklık ediyoruz?

Yapay zekâ kaynaklı bir piyasa balonuna ilişkin endişeleri göz ardı etmek giderek zorlaşıyor. IMF’nin eski Birinci Başkan Yardımcısı ve Başekonomisti Gita Gopinath, küresel ekonominin yapay zekâ ve ABD hisse senetleri üzerine olağanüstü miktarda servet ve beklenti yüklediği konusunda uyarıda bulundu. Kendisine göre, yapay zekâ ile ilişkili varlıkların değerlemelerinde yaşanabilecek sert bir düzeltme, teknoloji sektörünün çok ötesine uzanan sonuçlar doğurabilir ve küresel ölçekte trilyonlarca dolarlık servetin yok olmasına yol açabilir.

Bununla birlikte, karşı yöndeki göstergeler de aynı derecede dikkat çekici. Nvidia ve diğer teknoloji liderleri olağanüstü düzeyde talep bildirmeye devam ederken, hiper ölçekli teknoloji şirketleri ve finans kuruluşları yapay zekâ altyapısı ve uygulamalarına yüz milyarlarca dolarlık yatırım taahhüt ediyor. Yapay zekâ yalnızca kısa ömürlü bir teknoloji modası olsaydı, bu ölçekteki yatırımları açıklamak oldukça güç olurdu.

Belki de daha doğru sonuç şudur: Yapay zekâ aynı anda hem bir devrim hem de bir balon olabilir. Teknolojinin kendisi verimlilik, istihdam, iş modelleri ve ekonomik yapıları temelden dönüştürebilecek nitelikteyken, yapay zekânın çevresinde oluşan finansal piyasalar kısa vadede gerçekleştirilmesi mümkün olmayan beklentileri hâlihazırda fiyatlıyor olabilir.

Önümüzdeki döneme ilişkin bir şey kesin görünüyor: Yapay zekâ, teknoloji ve ekonomi dünyasındaki tartışmaların merkezinde yer almaya devam edecek. Asıl soru artık yapay zekânın dünyayı dönüştürüp dönüştürmeyeceği değil; bugünün beklentilerinin ne kadarının yarının ekonomik gerçekliğine dönüşeceğidir.