Knowledge Hub / Can Erginkurban

Partner Spotlight

Can Erginkurban
Head of Products & Marketing
ESET

Partner Spotlight

Türkiye'de Zero Trust Yaklaşımı Neden Benimseniyor?

Zero Trust (Sıfır Güven) yaklaşımı, “asla güvenme, her zaman doğrula” prensibi üzerine kurulu modern bir siber güvenlik modelidir. Bulut bilişim, uzaktan çalışma ve mobil erişimin yaygınlaştığı günümüzde geleneksel çevre (perimeter) güvenliği artık yeterli görülmemektedir. Buna rağmen Türkiye’de Zero Trust mimarisinin yaygın ve olgun biçimde uygulanmadığı dikkat çekmektedir

Algısal Sorun: Güvenlik = Ürün Yanılgısı

Türkiye’de birçok kurum güvenliği hâlâ firewall, antivirüs ve VPN gibi çözümlerle tamamlanmış bir yapı olarak görmektedir. Oysa Zero Trust bir ürün değil, bir mimari ve güvenlik felsefesidir. Buna göre; İç ağdaki hiçbir kullanıcı veya cihaz otomatik olarak güvenli kabul edilmez, her erişim talebi kimlik, bağlam ve risk skoruna göre değerlendirilir, sürekli doğrulama ve izleme esastır.

Türkiye’de güvenlik çoğunlukla “ürün satın alma” seviyesinde ele alınırken, mimari dönüşüm ve süreç yönetimi geri planda kalmaktadır

Ekonomik Engel Algısı

Zero Trust; IAM ve MFA çözümleri, uç nokta görünürlüğü, ağ segmentasyonu, sürekli loglama ve güvenlik operasyonel yetkinlikleri gibi yatırımlar gerektirir. Bu da özellikle KOBİ’ler için yüksek maliyet algısı yaratmaktadır.

Ancak Zero Trust tek seferde büyük bir dönüşüm değil, kademeli ve ölçeklenebilir bir modeldir. Sorun çoğu zaman bütçe eksikliğinden ziyade, kısa vadeli maliyetlere odaklanıp uzun vadeli risk azaltımının göz ardı edilmesidir.

Kültürel ve Organizasyonel Bariyerler

Türkiye’de yaygın olan “içeridekiler güvenlidir” (Ofisteki kullanıcıya otomatik güven, Şirket ağına bağlanan cihaza sorgusuz yetki, yetkilerin uzun süre gözden geçirilmemesi) yaklaşımı Zero Trust ile çelişmektedir.

Zero Trust bu varsayımları ortadan kaldırır. Bu durum ek doğrulama adımları ve erişim kısıtlamaları nedeniyle “işi yavaşlatan güvenlik” algısı yaratabilir. Oysa güvenlik, sürdürülebilir iş sürekliliğinin temelidir.

Yetkinlik ve İnsan Kaynağı Açığı

Zero Trust; stratejik mimari tasarım, politika yönetimi ve sürekli izleme gerektirir. Türkiye’de ise: Güvenlik ekipleri çoğunlukla operasyonel iş yükü altında, stratejik planlamaya yeterli zaman ayrılmıyor, zero Trust konusunda uzman sayısı sınırlı. Bu da kurumları alışılmış güvenlik modellerine bağımlı bırakmaktadır

Genel Değerlendirme

Türkiye’de Zero Trust’ın benimsenmemesinin temel nedeni yalnızca ekonomik değil; zihniyet, önceliklendirme ve organizasyonel olgunluk eksikliğidir.

Sorun; Güvenliği hâlâ çevre merkezli düşünmek, içeridekine güven alışkanlığı, kısa vadeli maliyet yaklaşımı, stratejik güvenlik mimarisi eksikliği gibi nedenlerden kaynaklanmaktadır.

ESET, Zero Trust’ı bir “lüks” değil, kaçınılmaz bir evrim olarak tanımlıyor. Türkiye’de bu evrimin hızlanması; teknoloji yatırımlarından önce, zihniyet dönüşümüyle mümkün olacak.